why-social-media

Artık yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası olan sosyal medyayı markamızın bilinirliğini arttırmak ile birlikte insanlar üzerinde istediğimiz algıyı oluşturması için de kullanıyoruz. Markalar bunun için kendi içlerinde departmanlar kuruyorlar, ajanslar ile çalışmalar yürütüyor ve sürekli gündemde kalmak için bulunduğu kategorideki diğer markalar ile rekabete giriyorlar.

Marka sahibinin ilk aklına gelen iş ise bir Facebook ve Twitter sayfası açmak ve sosyal medyada bulunmaya çalışmak. Profesyonel eller olmadan yapılan bu işlem sonrası içerik ve müşteri ilişkileri yönetimi gibi durumlarda markanın itibarı kötü etkilenebiliyor. Bir markanın sosyal medyada pozitif algıyı yakalayabilmesi için yeterince etkin kullanılması ve bunun da işin ehli insanlar tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

 

Geleneksel medyada tek taraflı iletişim varken sosyal medyada çift taraflı iletişim mevcut. Markanız ile ilgili anında reaksiyon alabiliyor ve müşteri ilişkilerini hızlıca yönetebiliyorsunuz. Bu durumun farkında olan markalar sosyal medyayı efektif olarak kullanmaya çalışmakta ve hatta bu konuda birbirleri ile yarışmaktadır.

Markamızın bir duruşunun ve karakterinin olduğunu bilmemiz gerekiyor. Sosyal ağlarda kullanacağımız iletişim dilinin de bu karaktere uygun olması gerekmektedir. Markalar tüketicisi ile duygusal bağ kurmaya çalışır ve kurarken de bahsettiğim karakteristik özelliklerinden yararlanır.

Yapılan bir araştırma sonucunda tüketicilerin %53’ünün bir markayla iletişime geçmek için sosyal mecraları kullandığı, %40’ının bir markayı beğenmiş ve ya takip ettiği, %20’sinin ürün araştırmak için en az haftada 2 kez sosyal arama yaptığı, %42’sinin bir ürün ve ya marka hakkında bir şey paylaştığı, %33’ünün bir ürün için online yorum yazdığı ortaya çıkmış. Bu sayılar arasında yer edinebilmek ve markanızdan söz ettirmek için iletişim dilinizin kuvvetli olması, tüketici ile aranızda bir bağ kurulması gerekmektedir.

İnsanlar ürünleriniz hakkında sosyal medyada olumsuz konuşmaya daha yatkındır. Pozitif duyguyu paylaşmaktansa yaşadığı olumsuz durumu dile getirmeyi tercih eder. Olumlu kısımda paylaşılan bir marka olmak ise sizin elinizde.

Bu noktada unutulmaması gereken bir şey var ki o da insanların Facebook’a eğlenmek için girdiği. Tüketiciler “acaba bugün hangi ürünü tanıtmışlar?” diye marka sayfanıza bakmıyorlar. Marka sayfanızı beğenen insanlar aslında size özel dünyalarına girmeniz için izin veriyor, onların haber kaynağına post göndermenize müsade ediyor. Bu durumu derinden düşündüğümüzde konuya verilmesi gereken önemin değerini daha da iyi anlayabiliriz.

Markaların sosyal medyada algı savaşları içinde olması tüketici tarafında da olumlu sonuçlar doğuruyor. Gündemle ilgili üretilen zekice bir içerik (newsjacking) ve ya size yarar sağlayacak bir veriyi sunan markaya bir adım daha yakın davranabiliyorsunuz.

http://www.digitalhaberler.com/sosyal-medyada-marka-rekabeti.html